← Yazılara dön
02.05.2026

Kavramsal Değişimin Söylemsel Yansımaları

Bu yazıda, “yürek”ten “kalp”e doğru yaşanan kavramsal geçiş, sözcüklerin tarihî gelişimi, metinlerdeki bağlamı ve söylemdeki yükü bağlamında incelenecektir. Ayrıca Türkçede duyguların nasıl kavramsallaştırıldığı sorusu üzerinden bir tartışma zemini sunulacaktır.

Etimoloji ve Köken

“Yürek”, Eski Türkçede “yürek”, “yüräk” biçiminde karşımıza çıkar. “İç” ve “öz” kavramlarıyla ilintili olup bedensel değil, ruhsal/duygusal bir alanı temsil eder. Dîvânu Lügâti’t-Türk’te cesaret, korku, sevinç gibi hislerin merkezi olarak kullanılır:

“Yürek aşık boldı” – (Kalpten âşık oldu)

“Kalp” ise Arapçadan ödünçlenmiş bir sözcüktür ve klasik Arapçada hem “yürek” (organ olarak), hem de “gönül, iç yönelim” anlamına gelir. Kalp, kulub, mukallib hep aynı kökten gelir. Osmanlıca metinlerde felsefî ve tasavvufî anlam yüklenmiştir:

“Kalb-i selîm” – (Arınmış gönül)

Kavramsal Dönüşüm: “Kalp”in Yükselişi

Cumhuriyet’le birlikte sadeleşme hareketi Arapça kökenli kelimelere karşı Türkçe karşılık arayışını tetiklemişse de, “kalp” kelimesi bilimsel terminolojide (örneğin “kardiyoloji”) yerleşik kaldı.

Zamanla, “kalp” daha çok bedensel, fizyolojik, tıbbi bir anlam taşırken, “yürek” daha çok duygusal, edebi, söylemsel bir anlama yöneldi. Bu ayrım özellikle 20. yüzyılın ortalarından itibaren metinlerde netleşir:

Devamı Turkdili.org sitemizde...